19 Nisan 2015

As! Kız'dan The Rules of Scoundrels Seri incelemesi  GELDİ...

Hemde en en en çok sevdiği  seri ile geldi.. Ve üzülerek belirtmeliyim ki serinin tüm kitapları Türkçe olarak yayınlandı...  

Öncelikle sevgili Nemesis Kitaba kocaman bir teşekkür etmek istiyorum. Zira seri o kadar kısa sürede tamamlandı ki bir ara hızlarına yetişemeyip acaba yanlış seriyimi takip ediyorum dedim. 


Üstüne seri bitince de nankörlük edip keşke seri bu kadar çabuk çıkmasaydı da hemen bitmeseydi - dedim mi ? dedim..  İnsanoğlu işte nankör !
Tabi ben hızımı alıp bu kadarla da yetinmeyip acaba yazarımız bize bir sürpriz yapar da kumarbazlarıma kaldığı yerden devam  eder mi diye hayallere daldım mı?  daldım.. İnsanoğlu işte bu kadar da hayalperest. :D 

Kumarbazlarıma o kadar doyamadım, o kadar içimde kaldı ki kendi kendime kurguyu bile hazırladım :D  Hani mesela yazarımız ne bileyim Bourne’nun , Cross’un, Temple’nin üstüne Chase’in çocuklarınında hikayelerini yazabilir mesela.. Hatta ortaklar dünür olurlardı falan filan :D 

İşte ben böyle kurgular aleminde dolaşırken siz sevgili kitap kurtlarına seriyi ufakcıktan anlatayım istedim ve soluğu Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi de aldım.. 


Seri içerisinde ki tüm olaylar Düşmüş Melek'ler kumarhanesinin pek sevgili çok kıymetli ortaklarının çevresinde geçiyor.. 
Burası öyle bir yer ki kumarhaneden içeriye adım atabilmen için en ama en can alıcı sırrını bu dört kumarbaz ile paylaşman gerekiyor, sonrası mı? işte sonrası bu harika 4 kitapta.  

                                                                       İntikam Ateşi / Penelope & Michael


Seriye Düşmüş Melek'in 1. adamı sevgili Michael Bourne ve onun sonsuz aşkı Penelope'nin İNTİKAM ATEŞİ ile start veriyoruz. 

Ahh ahh ne efsaneydin sen Bourne !! Onunla beraber bende intikam,intikam diye gezindim durdum ortalıklarda.. Ki bence intikamın da sonuna kadar haklıydı. 

Bir adam nasıl senelerce intikam almak için sabırla beklerin cevabısın ! Ve zavallı Penelope, o dönemin kurallarını bir kez daha lanetledim. Aristokratlar hiçte öyle cici insanlar değiller. -,- 

İntikam ateşiyle yansanda Bourne, başına gelebilecek en güzel şeydi Penelope kabul et ! :p





Aklımızı Bourne'de bırakıp serinin 2. kitabına başlarken - gelenin gideni aratmadığına - bir kez daha şahit oluyoruz ve Düşmüş Melek'in 2. düşmüş adamı Cross'un hikayesine kucak açıyoruz. 

GEÇMİŞTEN GELEN MUTLULUK Cross'umuzu buluyor ve tabiri yerindeyse mutluluktan bulutlara uçu veriyor :D

Geçmişten Gelen Mutluluk / Pippa & Cross 

Bilimle kafayı yiyen aşkın kimyasını aramakla sınırları zorlayan sevgili Pippa, aferin sana  ! kaptın gül gibi adamı :p Adamı kapış şekli o kadar komik ve düşündürücüydü ki acaba ben/biz yapabilir miydik hiç bilmiyorum. 

Özellikle bu adam Cross ise, kızım sen kafayı yemişsin :p 

Aha hele ki bilim araştırmasını uygulamalı olarak öğrenmek istediği anlar :))) kahkaha atarak okudum. 

Bilimler, sırlar ve arzular.. Söylememe gerek yok sanırım - kıskançlık - bu kitapla beraber had safhaya ulaşıyor. 

Hatunun kalemine sağlık, bizi kıskandırma konusunda dur durak bilmedi :p 



                                           Aşk Affetmez / Mara & Temple

Daha 1 ve 2. kitabın mükemmelliğini üstümüzden atamadan serinin 3. kitabı nam-ı diğer Temple'miz  AŞK AFFETMEZ ile aklımız başımızdan aldı gitti. 

Tam da yıllık iznimde tatilin keyfini sürerken kitap beğenmeme gibi bir illete kapılmışken, Temple imdadıma yetişti.

Kumarbazımız, hatırlamadığı bir sabaha uyandığında "katil dük" damgasını almış, yıllar boyuncada bu şekilde anılmaya devam etmiştir. 

 Aradan geçen uzuuuunnn zaman sonra "katil dük" olarak anılmasına sebep olan, öldürdüğü sandığı Mara'yı karşısında gördüğü anda önce dünyası başına yıkılmış sonrasında gerçekleri bulmak için her türlü yola başvurmuştur.

Aşk, geçmişte yaşanan bu trajediyi affettirir mi bilinmez ama ben olsam affetmezdim.  
Tabi yinede büyük konuşmamak gerek,  her şeyden üstün olan aşk denilen o ulvi duygu devreye girince ne olur  - işte bu sorunun cevabı kitapta.. 

Aha spoiler vermeyeceğim diye dansöz gibi kıvıra kıvıra anlatma çabam bence taktir edilesi :p 
En Güzel Rüya / Chase (Georgiana) & Dancun West 

Ve ve ve işte dananın kuyruğunun koptuğu  son kitap.. 
2.kitapta aldığım duyumlar beni meraktan nirvanaya ulaştıracak moda girmişken. Sorumun cevabını 3.kitapta alırım diye hevesle okuyup bana anca avucumu yalatan.
Bekleyen derviş muradına erermiş misali 4.kitap ile muradıma erdiğim EN GÜZEL RÜYA.. 

Düşmüş Melek'in kurucusu ortakların başı sevgili Chase'in hikayesi..

Bu da minnak serzenişim olsun, sevgili yazara, yazarın editörüne ve yayınevine.. Hadi yazar düşünmemiş kitabın arka konusuna spoilerin dibine vurmuş, editörde uyarmamayı uygun görmüş, ee  sevgili yayınevim bari sen o arka kapak yazısını değiştireydin de bize o  spoileri vermeyeydin. 
Tabi bu kitabı alıp okuma heyecanımı  söndürmedi ama yinede okurken, okuyucuya en azından bana harika bir sürpriz olurdu.  Afiyetle kursağımda kaldı :/

Efenim, bir Chase düşünün onun kim olduğunu bulana 5 bin pound verilecek, üstüne elinde tuttuğu  tüm sır dosyaları yok edilecek. 

Bir Chase düşünün, Düşmüş Melek kumarhanesini yoktan vaar eden, elinde kralı bile tahtından indirecek sırları barındıran, 

Bir Chase düşünün, aslında o bir erkek değil ! o bir dük kızı, o Lady Georgiana <3 

Ve bir Chase düşünün .............. (burası en şok olduğum kısım söylemem okuyun öğrenin) 

Nasıl şok oldunuz dimi :D Ehe bende şok oldum hemde bildiğim halde. Spoilerin dibini yedim diye üzülmeyin zira bunlar kitabın arka kapak yazısıyla neredeyse birebir :D 

Chase - ay aman pardon Georgiana ve Georgiana'yı sosyeteye kabul ettirme çabasına giren dedikodu gazetesinin sahibi Duncan West'in hikayesi seriye harika bir nokta koyuyor. 

Bence seriye bu kitap ile beraber harika bir FİNAL oldu.. ! 



İşte böyle sevgili dostlar.. Harika bir Historical Romance serisini bitirmenin dayanılmaz hafifliği var üstümde.. 

Güzeldi.. Harikaydı,, İlgi çekiciydi.. Cezbedici ve Tutku doluydu.. 

Biten bir seri okumak isteyenlere şiddetle tavsiyemdir.. 

Kitapsız bir günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As! Kız







21 Şubat 2015



Kaderde uzun zamandır ama cidden çok uzun zamandır çıkmasını beklediğim kitabı okuyup - sonrasında Historical Hunters Blog Tur ekibine katılıp o şapşahene kitabı yorumlamakta varmış..

Historical Hunters 'ı yoksa hala keşfetmedik mi? Çok uzaklara gitmeyin buyrunuz tıklayınız

Yorumuma geçmeden önce ..
Kitap + Yazar Tanıtım ve Ön Okuma - 1: Kördüğüm Hayaller

Tanıtım ve Alıntılar + Çekiliş: Kitaplarım ve Ben 

blog sayfalarına göz atabilirsiniz.. 


Keyifle okuduğum, her satırında onu alma beni al dediğim, çevirdiğim her sayfada beni derin sularda boğulma hissiyatını dibine kadar yaşatan GÖZLERİNİN ESARETİ yorumum sizlerle.. 



Kahramanımız; El Faris Karyan Jamir - yani Rafael aslında biz ona kısaca nam-ı diğer Karanlıklar lordu diyoruz. Adam, Acımasız ! Adam, Yenilmez ! Adam, Korkusuz ! Adam, Kıskanç..Bunu üzülerek belirtiyorum) siz düşünün karanlık bir Lordun KISKANÇLIĞI ne derece tehlikeli kışkırtıcı ama bir o kadarda AŞIK olası olur :( 



Karyan kendisini "Kralına" adayan bir komutandır (Kral içinde içimde kalmasını istemediğim bir kaç kelimem olacak biraz daha sabır) . 

Ailesini katleden kötü kalpli adamlardan intikam almaya ant içer ve yıllar içinde dört kola tüm krallığa acımsızlığıyla nam salar. 

O artık herkesin korkulu rüyasıdır.. - Ta ki ! Karşısına düşman baronun kızı Keira Destina çıkana kadar. 

Kızımız yaşına, başına, cüssesine bakmadan bir gece yarısı suikast için adamımızın çadırına girer ama haliyle ava giden avlanır misali şak diye Kayran'nın avucuna düşer :P (hain bizde nerde öyle düşmeler) 
O artık Kayran'nın küçük  esiridir (ufalsın da cebime girsin) .




Aralarında başlayan küçük esir/sahip halleri okurken inanılmaz keyif veriyor. Yani en azından sinirden kızın kulaklarından dumanlar çıktığı kısımlar bana ziyadesiyle keyif verdi. 

Ne yani koskoca Kayran himayesine almış seni daha ne istersin. Kır dizini otur oturduğun yerde ama yooooooook ila bi şey yapacak. Yaptıklarının cezasını (tam burada spoilerin dibini vermeyi çok isterdim ama bi tık alta ki alıntıyla iadere edi verin, az çok anlarsınız beni) çok feci bir şekilde çekse de ne bileyim Kayran'a kızamıyorum böyle anlık bir kıvılcım ateşiyle hödük diyorsun ama anlık sürüyor o kadarcık :))) 


Ve kız pişman olur :)))))  görsel için Anime ve Kitap Sever 'ime çok teşekkürler


"Hırçın Kızılım, yine elinde bir kılıç var ve yine öldürmeye niyetlendiğin kişi benin." 
Keira, gözlerinde Çakan şimşeklerle ve hırçın bir şekilde çıkan sesiyle cevap verdi. 
"Sen ölünceye kadar durmayacağım!" Kayran kollarını yana açarak ve gülümseyerek onu kışkırttı. "O halde durma. Karşındayım ve silahsızım."




İşte ne bileyim kırbaçlar , kılıçlar, bıcaklar :) İnsan bunları görünce direk şiddete hayır temalı çalışma yapası geliyor ama cıks o da tamamen anlık bir düşünce sonra poff uçup gidiyor :p 

Gel gelelim Kralımıza yanı biricik kendisini pek beğenmiş olan ama iş kız tavlama konusunda sıfır yeteneğe sahip Rodolfo'muza.. <3 (kalpkalpkalp)

Kitabın başlarında kendisini savaşçı prens haliyle okuyoruz. Kayran ile aynı saflarda savaşmış olan prensimiz babasının talebiyle istemeyerekte olsa Krallığın başına geçiyor. 
Kayran bu dönemde de hep onunla tam destek hep destek modunda kralına ve aslında biricik dostuna sadık bir şekilde savaşmaya devam ediyor :) 
He arada kralına asiliği ve itaatkarsızlığı başına dert açsa da onların dostluğu demir/çelik gibi epeyce sağlam kırılmaz/kırılamaz/kırmayabilecersaretedemez der olayı süsleyerek abartırım :D

Ayyy hele bu iki deli dostumuzun bir Fransa maceraları var akıllara zarar :) Böyle iki normal insan gibi Frans'ya çok gizli bir iş için gitmesi gerekir :) Dikkat çekmemeden işlerini halledip döneceklerdir ama işte yine evdeki hesap çarşıya uymuyor :) 

Küçük esir Keira'nın demesi gibi; 

"Siz ikiniz, orada dikkat çekmeden dolaşabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu bir tavus kuşunun saklanması kadar zor," diye söylendi.
Kayran zafer dolu bir sesle, hoşuna gittiğini belli ederek "sevgili karımdan yakışıklılığımla ilgili iltifat mı alıyorum? " diye sordu. "Egonu, daha fazla Yüceltmeye niyetim yok. Yeterince baş belası zaten." 

Ahaha yerim ^_^

Kral ve kralın baş belası Almira çiftinin hikayesi okurken bonus gibi çıkıyor karşımıza. Kayran ve Keira çekişmesiyle günümüzü gün ederken üstüne bu iki çift de eklenince ölem ben yaa nidaları attırıyor bana.. Neyse efenim bu kısımla fazlaca detay vermeyeceğim ama en az Kayran ve Keira kadar sevilesi (burada sevilesi olan Kral ve Kayran'nın o şapşik halleri yanlış anlaşılma olmasın plsssss)

Almira ve Kralımız cıks cıks çok ayıp :p Görsel için Anime ve Kitap Sever 'ime bir kez daha teşekkürler

Almira'nın hikayesini  epeyce merak uyandırıcı buldum hatta şöyle belki bir iki sayfa ilerilere göz atmışta olabilirim ama bu aramızda sır olarak kalırsa sevinirm efenim :) 

Ay ama Kralım çok çekti bu kızdan yaaa :( Yazarım resmen Krala, milletinden çekmedin ama bu kızdan çekmek sana müstahak diye habire çektirdi adam :(  Ne kadar çektiğiniz Kralımızın bu serzenişinden anlayabilirsiniz :D

Rodolfo; "Tanrım, nasıl kadınlar yaratıyorsun? Ve neden düşmanıma değilde, bana gönderiyorsun?"

Çok tatlı dimi ^_^ bir kez daha yirim :D 






Harika bir kitabı daha bitirmenin sonsuz mutluluğuyla ne diyelim Allah devamını da getirsin yazarımıza bolbol ilhamlar gelsin çokça yazsın :) 

Historical Romance kitabında yeni bir soluk almak isteyenlere şiddetle tavsiyemdir. 








Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. 
Sevgiler As! Kız 






7 Şubat 2015


Kitap ve k-drama canavarı As! Kız yine yenide k-drama incelemesi ile siz sevgili Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi ve k-drama takpçilerinin karşısında olmaktan sonsuz mutluluk duyar..

Hayatımızın ortasına bomba gibi düşen, 7/24 dizinin adını anıp, ost'larıyla günümüzü gün etmemize neden olan, yayınlanan bölümleriyle izlenme rekorları kıran HEALER dramasını incelemeye hazır mıyız? 

Ve işte incelememize yine yeniden en sevdiğim dizi afişi ile start veriyorum.. 
(Afiş harika dimi?)
 

"Healer" yani Nam-ı diğer başrol oyuncumuz  Seo Jung-Hoo (çevirmen arkadaşlar kendisine Şifacı ismini uygun gördüklerinden bende onlara ayak uyduruyor kendisine an itibariyle  Şifacı diye hitap ediyor olacağım) hayatımıza bomba gibi girdi ve muhtemelendir ki o bomba kalbimizde sağlam bir yer etti.


DİKKAT UYARI ! 

İncelememizin neredeyse tamamını  Şifacı üstüne kurulu olup diğer karakterlere tüm acımasızlığımla azıcık yer vereceğimi bildirmek isterim.
Sonra vay efendim neden sadece Şifacı var olmasın. :) Hoş şikayet edeceğinizide sanmıyorum ama yinede belirteyim istedim :) 

Ya bu adama bakmaktan kim şikayet eder ki şu surata şu sıfata şu vücuda hele bir bakın -,-

Efenim şifacımız küçükken girdiği çocuk hapishanesinden kurtulduğu gün karşısına çıkan babasının eski dostuyla hayatı tamamen değişir.  

Hayatının bu denli değişeceğini 40 yıl düşünse tahmin edemezdi sanırım :) nerdeeeen nereye dedirtiyor insan :D Eski dost  artık hocası olmuştur ve yıllar içerisinde onu Healer (Gece Kuryesi) olarak yetiştirmiştir. Zira eski dost da eski bir Healer'dir. 

Adam haklı tabi gördü Şifacımda ki o üstün yeteneği kaçırmak istememiştir. Bende görsem daha kaçırmak istemem evimde muhafaza ederdim ki - :)

Şifacımız zaman geçtikte yedi düvele nam salan gece kuryesidir artık. Öyle ki politikacılar, ünlü sanatçılar, iş adamları, yetmeyip yer altının kötü adamları bile Healer ile çalışmak için can atmaktadır. 

Bende olsam varımı yoğumu şifacıyı görmek için harcayabilirdim :D Şu tipe bir kere bakmak için insan mirasından bile vazgeçer ayol :p

Hayatında güvendiği üç şey vadır, gözüne taktığı optik okuyuculu fotoğraf makinesi gözlüğü,kulağında 7/24 taşıdığı vericisi ve vericinin diğer ucunda ki ajumma (yaşlı kadın).

En olur olmadık yerlerde gerek iş gerekse dertleşmek için sürekli onunla konuşması ve insanların kendi kendisine koştuğunu düşünüp deli muamelesi görüyor olması onun hiç umrunda değildir.

(Halbuki beni tanısa ne kadar güvenilesi biri olduğumu keşfedecekte işte bir tanımaya bakar iş - boş boş durmayın tanıştırın bizi :)
Bu kısımda üzülerek spoiler vermek istiyorum. Burada hoşlandığı kızı gözlerini kapatarak öpüyor ve heyecandan şaşkın ördeğe dönüyor.  >.<

Gerçek adıyla Ji Chang-Wook'u başrolde ilk kez izliyorum. Bir kaç dizisini izlemiştim ve onlarda hep 2.rolün adamıydı. Ama resmen şifacımı o rollerde harcamışlar.  Zira oyunculuk on numara beş yıldız modunda. Bunu aksiyon sahnelerinde dublör kullanmayı red edip bizzat kendisinin oynamasından da anlayabiliyoruz. Aslanım koçuummm beee.. 

Ah tabi bir de o bakışları yok mu o bakışları oyunculuğu nirvanaya ulaştırıyor resmen.. 

bknz: Bakışlarda vol 1

Yani adam dizi boyunca o kadar ölesi ki diziye mi odaklanalım yoksa adama mı karar veremiyor insan. Düşünüyorum düşünüyorum bu role kendisinin haricinde başka kimseyi yakıştıramıyorum. Dizi yapımcıları senaristler ve yönetmen sizlere kocaman bir gam sa hab ni da (resmi Teşekkür ederim).

bknz: Adam doğuştan Şifacı gibi, bir bakıyorsun ve hop iyileşiyorsun :) 
bakışlarda vol.2

Konumuz elbette ki sadece gece kuryeliği değil. Bir gece aldığı işin ucu babasına ve yıllar önce babasının ölmesine neden olan insanlarla tanışmasıyla alır başını gider. İş artık babasının üstüne atılan iftirayı temizlemek ve haliyle o nappun (kötü) adamlardan intikam almaktır. 


Gece kuryesi deyip geçmeyin hacı.. İzlediğim 18 bölüm boyunca çatılardan mı atlamadı, arabaların üstünden mi fırlamadı yetmedi asansör boşluğundan mı uçmadı ve bunları yapan kendisiydi, boşuna mı adam oyunculukta nirvanaya ulaştı diyoruz. (efektleri saymıyoruz tabi) 

Ahah işte bu yüzden ben ona sincap lakabını taktım :))) Sayesinde sincapları artık daha bir çok sever oldum :))

İş için o kadar çok kılığa giriyor ve hepsini o kadar güzel aksettiriyor ki o oyunculuk karşısında bir kez daha şapka çıkartıyorum. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama benim favorim o saf ve heyecanlanınca kelimeleri birbirine karıştıran Park Bong-soo - ya sen ne tatlı bi'şey sin!

Tiplere bakarmısınız, hangi birine bakıp hangisini seveceğini şaşırıyor insan. Bereketli toprak gibi ne ekersen hopp çıkıyor - maşallah :))))
Tabi işin bir de korku filmi tadında ki kısmı  var. Her dizide olduğu gibi malesef ki aşk denen o beter olasıca duygu geliyor buluyor şifacımızı. 

Hayır tamam adama aşık bakışlar yakışıyor ama o bakışlar  bana olmadığı sürece neden sevineyim ki  (kıskançlığım geldi hoşgeldi) 

bknz: Şu sarılmaya bakınca  insanın midesine  öküzler nasılda hop diye oturuyor :(

Hele ki kızı gizliden gizliye kötu adamlardan koruma sahneleri var ki ! Ölelim biz ya valla, böylesini yaşayamadıktan sonra neden boşuna nefes alıp yaşıyoruz bu zalım hayatta >.<

hain Oppa >.<

Boşuna beklemeyin gençler ! Kıskançlığım malesef kız hakkında bilgi vermeye müsade etmiyor. Yeteri kadar kulaklarımdan dumanlar çıkıyor şimdi yad edip tekrar kıskançlık dumanını tüttürmeyeyim :(

Alın işte bu sahneleri görüpte kıskanmayan var mıdır ? 
Hele bir çatı katı sahnesi var ki. 

Yuh olsun dedim. Senaristin kesin, kesin bize bir garezi var. Yoksa hangi insanoğlu öyle bir sahne yazar ki. 

Kızın adamı görmemesi gerekir, ama adam da kızda yanyana gelmek için ölüp biter, adamımızda tek çare olarak kızın gözlerini kapatıp ona dokunmasına üstüne birde öpmesine izin verir.. (beter olasıca kız)

Şifacıya dokunan elin kırılsın hacı. yar etmeyiz biz öyle sevdiğimizi >.<
 

Ah hele bir randevu sahnesi var ki, bir kez daha dizi  senaristine, yönetmenine, ışıkcısına, makyajcısına, kostümcüsüne, çaycısına bilumum hepsine tek tek saydırmama sebeptir.

Yani insan konuşmadan, bakışmadan birbirlerini görmeden yeryüzünde ki en harika randevuyu nasıl yaşayabilir/yaşatabilir !! 

 (Bu randevuyu yazan senaristin kafasından getirin bana bende deneyecem)

İşte bende böyle kedinin ciğere - öküzün trene baktığı gibi boş boş bakıp durayım..
Yani bu adamı da doğuran ana, burda ki sözüm ona adamlarıda doğuran ana. Peki bizdekilerin nesini eksik verdikte ordakilerin aynılarını üretemiyoruz, ne yiyip içiyor bunlar !! 

bu ele değme anı -,- tövbe est. - neyse sustum.. sinirlenmeyeceğim ! sakinim ! 

 Adama bakın, bakında karizmanın cisme vurulmuş halini görün. Hii yanındakine bakmasanız da olur :P 
 İzleyenler bilir dizinin en heyecanlı sahnelerinden biridir bu kısım. Zira ben izlerken kısa bir süre nefes almayı unutmuş olabilirim.

Senaristin kalbimize kastı var demişmiydim ! Atlamış olamam dimi? çünkü kendisi yememiş içmemiş neredeyse her bölüme kiss eklemiş!

senarist kalbimize kast etmeye yemin etmişcesine kiss leri gözümüze sokuyor bende aynen size iletiyorum.
Kıskançlık krizinde vol.1
Kıskançlık krizinde vol.2


Kıskançlık krizinde vol.3
Kıskançlık krizinde vol.4
Hatun hakkında tek satır yazmamakta kararlıyım :P yani takmış cillop gibi adamı koluna ben daha ne yazayıp :p

Alan razı veren razı hiç yormayam kendimi

Efenim şifacıma bu harika terli ama bir o kadar da mis kokulu an ile veda ediyor diğer karakterime geçiyorum :)

Dizi karakterlerinin hepsini yazmayacağım ama sadece biri daha var ki. Şifacıda midemize öküzleri oturtan senaristin ona acımasını istiyorum. 

Hayatının sonuna kadar mutlu mesut yaşaması tek temennimdir. Hacı adamın neredeyse 20 senedir yüzü gülmemiş. O hak etmeyecekte kimler edecek.

O kadar iyi ki heykelini verseler gider Taksim meydanına dikerim. O kadar kanatsız melek, o kadar düşünceli ve o kadar kibar. Yani seni mutlu etmeyen senaristler utansın ne diyeyim. 

İşte karşınızda gelmiş geçmiş en iyi Anchorman Kim Moon-Ho 

Şıfacıya ve dizi deki iyi insanların hepisne elini uzatmaktan çekinmez, Pamık gibi kalbiyle onlara yardım eder. 18.Bölümün sonu o kadar pis bitti ki yatıp kalkıp senaristtin insafa gelmesi için dualar ediyorum.

Ne demişler dua tüm kötülüklerin anasıdır. Durmak yok dua etmeye devam. Fighting ! 


Ve son olarak dizinin gizli kahramanları 20 yıl öncesinin en sıkı dostları. İzlerken keşke hep mutlu olsanız diye sayıkladığı(m)ız kahramanlar.. 

Sizi seviyoruz gençler.. Ve sizi hiç unutmayacağız.. 

Şifacım'dan bana Yeobo'm (Canım) 
Efenim bir k-drama incelemesinin daha sonuna geldik. 
Umarım incelemizden memnun kalmışsınızdır. Şahsen ben son dönemde severek hatta ölerek izlediğim bu diziyi içimden geçen tüm iyi/kötü duygularımı sizinle paylaşmaktan sonsuz mutluluk duydum. 

Dizi künyesi
Adı: Healer 
Tür: Romantik, Komedi, Aksiyon
Yönetmen: Lee Jung-Sub
Senarist: Song Ji-Na
Yayıncı: KBS2
Bölüm Sayısı: 20
Yapım Yılı: 2014 - 2015
Yayın Tarihi: 8 Aralık 2014
Yayın Günleri ve Saati: Çarşamba & Perşembe - 21:55
Dili: Korece
Ülke: Güney Kore
 
Ji Chang Wook - Seo Jung Hoo
Yoo Ji Tae - Kim Moon Ho
Park Min Young - Chae Young Shin
 
K-dramasız ve kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemsi dileğiyle.. 
Sevgilerle As! Kız..

26 Ocak 2015


Herkese kocaman merhabalar!!
Sevgili küçüğüm, evladım biriciğim Kördüğüm Hayaller blogunun sahibesi beni bu mim'de etiketlemiş öncelikle, bloğa geri dönmem için yaptığı baskılar ve beynimi yemeleri için ona bir teşekkürü borç biliyorum. Bu sebeple uzun zamandan sonra geri dönüş post'u olarak onun mim'ini yapıyorum :) Bakalım sorularımız nelermiş?

1. Bir kitap yazmaya karar verdiniz. Türü ne olurdu?

27 Kasım 2014



Evetttt bu kez ön okuma benden geldi. Malum Rüya Kız'ınız da uzun zamandır uğramıyordu buralara. Dönüşüm son zamanların en çok konuşulan kitabına oldu.


Not: Ablam diye demiyorum iyi ki de olmuş yani ;))))


Kitap ve yazar tanıtımı için; Kitap Sayfaları bloguna,

Ön okumamızın ilk bölümünü okumak için; Kördüğüm Hayaller  bloguna bir tık mesafedesiniz,

Ön okuma bana yetmez alıntı da isterim diyorsanız; Kitaplarım ve Ben bloguna,


Diğer okuyucuların yorumları neler diyorsanız; Maria Puder Ölmedi bloguna,

 Birde bunları okurken bize birde playlist lazım derseniz; Kitap Avcısı bloguna

Ve son olarak kim kimdir karakterleri tanımak için; VeMutluSon bloguna davetlisiniz..

Ve Son olarak Ön Okuma part-2 için linkimize Tiktik :)

 




Şimdiden bol keyifli anlar diliyorum herkese....

Sevgiler 

Rüya Kız


Blogdan okuyamazsanız, direk okumak için tıktık*

24 Kasım 2014



Herkese Merhabalar!!!

Upuzun bir aradan sonra bir kitap yorumu ile karşınızdayım. (Ağlamak istiyorum..) İşler almış başını giderken biraz nefes almak ve bloğum ile ilgilenmek açıkçası iyi geldi. Şimdi sizleri bu özlemimle çok fazla boğmadan kitabımıza döneyim.

Yeni bir yayınevi öncelikle kocaman bir merhaba! diyelim kendilerine HOŞGELDİN Go Kitap!

Kitabımızın kapağı adı orjinal gördüğünüz üzere ve aldığım duyumlara göre bir de dizisi mevcut. Ben dizisini henüz izlemedim ama oldukça geniş bir hayran kitleri bulunuyor. Size diziden birkaç kare paylaşıyorum. Belkim merak eder incelemek istersiniz.

Ve yine duyduğum kadarıyla kitap ile dizinin çok birbirinden haberi yokmuş :D Ama dediğim gibi izlemediğim için bu konu hakkında bir yorum yapamıyorum.


Efenim önce kitabımızın kapağını ( mıknatıslı bir kapak ve inanılmaz güzel duruyor!) ve konusunu sizinle paylaşıyorum ve sonrasında hemen yorumuma geçiyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...