3 Haziran 2015

Kitap Yorumu: KORUYUCU || Margaret Mallory (Yorumlayan: Küçük Kız)

Herkese Merhaba!

Bİr İskoç romanı ile uzun bir aradan sonra bloğuma geri dönmüş bulunuyorum :D Kitap beni kapağından, ismine kadar oldukça heyecanlandırmıştı ilk çıktığı günlerde. Kocaeli Fuarı'ndan beri elimde bulunmasına rağmen bir türlü okuma sırasına alamadığım kitabımı dün elime aldım ve anında bitti zaten :D Her güzel şey gibi buda kısa sürdü :p

Sizlere öncelikle kitabımızın konusu ve kapağını sunuyor, sonrasında çok sevdiğim ve heyecanla takip ettiğim Aspendos Yayınlarının yeni serisi hakkında kısa bir bilgi verecek, yazarın ülkemizde çıkmış diğer kitaplarınıda kısaca anlattıktan sonra nihayetinde yorumuma geçeceğim :D İlginizi çekmeyen olursa aralarda atlarsınız artık :


KORUYUCU || The Guardian (Return of the Highlanders #1) 

Dört korkusuz İskoçyalı savaşçı, kendilerinin hakkı olan kaleyi almak için ait oldukları topraklara dönerler. Kabile halkının güvenini ve sevgisini kazanan bu dört kahraman savaşçı, meydan okumaya ve savaşmaya hazırlanırlar.

Uzun yıllar boyunca evinden ve ailesinden uzakta mücadele veren Ian MacDonald, tehlikede olan kabilesi ve kendisine ihtiyaç duyan ailesi için evine dönme kararı almıştır. Ancak geçmişten gelen yanlışlar ve hatalar Ian'ın peşini uzunca bir süre bırakmayacaktır. 


Çok genç bir yaştayken gelin olan Sileas, Ian'a tüm kalbiyle bağlıdır. Ian, onun parlayan zırhı içindeki kahraman şövalyesiydi.
 

Ian, Sileas'a yardım etmeye çalışırken onun onurunu kurtarmak durumunda kalmış ve Sileas'la zorla evlendirilmiştir. İstemediği karısıyla birlikte olmaktansa savaşmayı tercih eden isteksiz koca, beş yıl sonra evine dönerken daha iyisini hak ettiğini düşünmektedir. Evine döndüğündeyse yıllar önce evlenmiş olduğu tuhaf görünümlü genç kızı, büyümüş ve muhteşem bir güzelliğe sahip olmuş bir şekilde bulur. Ve, şeytani bir çekiciliği olan bu İskoçyalı, sonunda aşık olur. Kırık bir kalple kendini beklemekte olan Sileas'tan ikinci bir şans ister...
 

Ve 'hayır'ı bir cevap olarak kabul etmeyecektir...

Read More




27 Mayıs 2015

Kitap Tanıtımları : Brenda Joyce Kitapları ve Serileri


Herkese Merhaba;

Tekrar bir derleme yayını ile karşınızdayım. Seriler uzayıp kitap sayıları arttıkça kafalar karışıyor malum :) Sıradaki yazarımız Brenda Joyce.

Pegasus Yayınları etiketi ile raflarda gördüğümüz yazarın Türkçeye çevrilmiş kitapları ve serileri ile genel olarak kitapları hakkında genel bir bilgi vereceğim sizlere :)

Yayınevi serinin sırasını az karıştırdı ama olsun 4 kitap sonra de Warenne Dynasty Serisi sonunda son bulacak. Yayınevi yazarın diğer serilerini çıkaracak mı? ( Elizabeth Hoyt kitaplarında olduğu gibi detaylar için tıklayınız) ilerleyen zamanlarda göreceğiz. :) Keyifli incelemeler.

Sevgilerimle;
Küçük Kız





De Warenne Dynasty Serisi

1. GÖNÜLÇELEN

2. Scandolous Love (Çevrilmedi)

3. Promise Of The Rose (Çevrilmedi)


4. The Game (Çevrilmedi)


5. House Of Dreams (Çevrilmedi)


6. BİR AVUÇ AŞK

7. MASKELİ BALO

8. KAÇAK GELİN

9. AŞKA YELKEN AÇANLAR

10. KUSURSUZ GELİN

11. TEHLİKEKİ AŞK

12. İMKANSIZ AŞK

13. YEMİN




Read More




22 Mayıs 2015

YOLUM AŞKA DÜŞTÜ / MERAL KIR | KAPAK TANITIM (COVER REVEAL) As! Kız


Evettt As! Kız bugün çok ama çok ulvi bir durum için  Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi  duvarında sizlerle.. 


Macera kaldığı yerden Aspendos Yayınevi ile devam ediyor.

İlk olarak AYLARDAN AŞK kitabıyla tanışıp (şahsen ben kendisiyle 32 senedir tanışığım ama konumuz şimdi bu değil) sonrasında dur durak bilmeden AŞKI SEÇTİM ile buluşmamızı sağlayan sevgili yazarımız MERAL KIR yeni kitabıyla  bizlerle. 

Okurlarının merakla, hadi artık Ahmet'imizin kitabı çıksın da okuyalım kendisiyle muradımıza erip mutlu mesut yaşayalım diye beklediği, YOLUM AŞKA DÜŞTÜ kitabının harika - muhteşem - süper KAPAĞI karşımızda.. 


Ve... ve...Ve İşte merakla beklenen ‪#‎yoluaskadusenlerinkitabi‬
YOLUM AŞKA DÜŞTÜ kitabının kapağı 




Bir daha dünyaya gelirse âşık olacağı adamı insan ırkından seçmeye karar veren şaşkın akademisyen Sena Tekin ve önce Sena’yı öpüp sonra, "Pardon, ben senin ağabeyin sayılırım." diyen Ahmet Sancaktar’dan soluksuz okuyacağınız bir roman… 




Kitap Konusu

AŞK, ZOR OYUNLARI SEVERDİ. AMA BU BİR OYUN DEĞİLDİ; BU, TUTKUYA YENİK DÜŞENLER İLE YOLU AŞKA DÜŞENLERİN SAVAŞIYDI. 

Severek yaptığı bir işe, harika bir nişanlıya ve güzel dostlara sahip olan Sena’nın tüm hayatı televizyonda izlediği bir haberle alt üst olur. Özenle kurduğu dünyası yavaş yavaş yıkılırken, hayatını geri alacağına dair tüm umutlarını kaybetmenin eşiğine gelir. Ancak Sena’yı asıl korkutansa, yıllardır âşık olduğu Ahmet Sancaktar’ın onu korumak için her şeyi göze almasıdır.

Çünkü artık genç kızın hem hayatı hem de kalbi tehlikededir…

Ünlü ve zengin Sancaktar Ailesi’nin hırçın, asabi ve ukala olarak tanınan üyesi Ahmet Sancaktar’ın sevdikleri için yapamayacağı şey yoktur. Ancak girdiği amansız kovalamacanın içinde Sena’yı korumak için yaptıkları kendisini bile şaşırtırken, Ahmet’i asıl korkutan şey ise ayağına dolanan aşktır. Karanlıktaki düşmanla savaşmak mı, yoksa aşka karşı gelmek mi daha zordu?

Yaşayıp görmekten başka şansı yoktu… 







Meral KIR Kimdir? 

15 Mayıs 1979 senesinde, - annesinin tabiriyle- kirazlar henüz çiçek açmamışken Trabzon’da doğan Meral Kır, beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda ailesi ile birlikte İstanbul’a taşınan yazar, eğitim hayatına İstanbul’da devam etmiş, evli ve bir erkek çocuk annesidir. Rakamlarla arası iyi olan Meral Kır, on beş senedir aynı şirket bünyesinde muhasebe işleri ile ilgilenmektedir. 

Rakamlarla arasının iyi olmasının yanında, kelimelerle aşk yaşadığını dile getiren yazar, bu aşkını ilk kitabı olan Aylardan Aşk’ta okuyucularla paylaşmak üzere yolculuğuna başlamış ve 2014 Haziran’ında ilk kitabını çıkarmıştır. Aylardan Aşk isimli eseri tüm okurlar tarafından çok beğenilince, hemen ardından ikinci kitabı Aşkı Seçtim’i de piyasa sürmüştür. Şimdi ise bu yolculuğuna, çok beklenen YOLUM AŞKA DÜŞTÜ isimli kitabı ile devam etmektedir.






Kendisini sosyal medyadan takip etmek isteyenlere 


Bir kitap kapağı ve yazar tanıtımının daha sonuna geldik. Yazarımızın çıkacak daha çok kitaplarında görüşmek üzere.. 

Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle
Sevgilerle As! Kız 


Read More




6 Mayıs 2015

As! Kız'dan Ellen Marie Wiseman - Ardımda Kalanlar YORUMU

As! Kız en sulu gözlü haliyle Ellen Marie Wiseman'nın kaleme aldığı Ardımda Kalanlar kitabının yorumuyla siz  sevgili Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi takipçilerinin karşısında..


Yazar, daha kitabın sayfalarını çevirmeden "Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikayemi dikkatli okuyun. Belki de bu sizin hikayenizdir" diyerek hapsediyor bizi yüreğine.  

Daha bu satırlarda başımı nasıl bir belaya soktuğumu anladım.  Anladım, anladım ama malesef ki iş işten çoktan geçmişti.  


1929 yılının sonbaharında hayatı dönülmez bir yola giren Clara Elizabeth Cartwright ile tanışıp, devam eden yıllar boyunca onunla beraber açıların en büyüğünü yaşayıp ömrümden gün eksilttim adeta.


 Kitabı 1 hafta da bitirdim. Bu kadar uzun sürede bitirmemdeki en büyük etken kitabın sonunun beni  deli gibi korkutması oldu.

 Ve korktuğum elbette ki  başıma geldi.  :(


Bir anne ve baba nasıl bu kadar vicdansız üstüne dar kafalı olabilir? Biri bana anlatsın lütfen. Clara'nın yerine o iki cani o deliğe girmeliydi.  Hem de sonsuza dek ! Böylelikle  ilahi adalet de yerini bulmalıydı.



Clara'nın tek suçu hayata sıfırdan başlama çabasıyla Amerika'ya gelen Bruno Moretti'yi ölesiye aşık olmaktı. 

  Bruno Moretti''nin tek suçu ise banka sahibi varlıklı bir ailenin tek kızı olan Clara'ya gönlünü ölesiye kaptırmaktı. 

Sayfalar boyunca Clara'nın bitmek bilmeyen  umudu. 
Bruno'nun ise bitmek bilmeyen arayışının sonu, beni an be an yedi bitirdi :(  

Ağlarsam susturmayın beni zira başka türlü içimde ki bu hüznü atamam dışarı :( 


Bu imkansız aşk yüzünden Clara'nın hayatı Willard akıl hastanesine kadar uzanır. 
Clara'yı kurtarmak için akıl hastanesinde işe başlayan ve sonrasında oranın hastalarından biri olan Bruno ile bu hayat artık tarifi edilemez bir acıya dönüşür.

Son günlerdeki  depresif haliyeti ruhiyem ile ben evet doğru bildiniz tüm bu acı dolu satırları okudu. Pişman mıyım? ASLA ! bu hikayeyi ben dahil herkesler okumalı ! 

Teselli edecekse sizi diyeyim hala tek parça halindeyim. Yıkıldım ayaktayım :( 






 Bruno'ya yazılan ve asla postalanmayan mektuplar, tutulan uzun günlükler ve hastanede gözlerini açan sonrasında da evlatlık verilen küçük bir bebek :( tüm acların göbeğinde aradan geçen uzun acı dolu yıllar. 





Hikaye bölüm bölüm,  bir bölüm Clara'nın yaşadığı döneme sonraki bölüm ise şimdiki döneme geçiş yapıyor. (karışık mı anlattım ne :/ idare edi verin zira hala kitabın etkisindeyim)

Günümüz satırları okurken , Isabella yani Izzy ve yeni okulunda daha ilk anda başını her tülü belaya sokacak olan Ethan <3 ile tanışıyoruz. 

Izzy'nin hayatı da Clara'nın yaşadıklarından çokta farklı sayılmaz aslında ama sanırım yinede her şey günümüz koşullarında çok daha rahat atlatılıyor - ki bence bu iyi bir şey. 

Küçükken yaşadığı ağır trajedi, trajedinin arkasında ki gerçek ! zor dönemde edindiği acı dolu alışkanlık. 

Koruyucu aileyle yaşayan Izzy onlara yavaş yavaş alışma sürecinden geçerken, okul sonralarında üvey annesinin çalıştığı Willard Akıl Hastanesine gidip yardım etmeye başlar. Bu yardımlar sırasında hastanenin en korkunç bölümünde bir sandık bulurlar. 

Sandığın içerisinde ki ağır hüzünle beraber tutulan günlük, postalanmayan mektuplar ve birbirlerine deli gibi aşık oldukları her haliyle belli olan Clara ve Bruno'nun fotoğrafı vardır.  

 Tüm o anıları gören Izzy merakına yenil düşer ve Clara ve Bruno o tımarhaneden kurtuldular mı akıbetleri ne oldu arayışına girer. Araştırdıkça o sandıktaki anıların çok daha fazlasıyla karşı karşıya olduğunun farkına varır.  Sonrası, sonrası kitapta efenim.

Dayanabilir ve sindire sindire,  yavaş yavaş okuyabilirseniz, unutulmaz bir hayat hikayesi sizi bekliyor.  

Bir Arkadya yayınları klasiği ile karşı karşıya olduğunuzu belirtir. Şiddetle tavsiyelerime eklenir. 


KİTAP KÜNYESİ 
Kitabın Adı: Ardımda Kalanlar
Orjinal Adı: What She Left Behind
Yazar : Ellen Marie Wiseman
Yayınevi :Arkadya Yayınları

Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikâyemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikâyenizdir…

Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de…

Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası. Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hâlâ aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgârın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum. Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikâyem. Seçim senin, ya hikâyeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni… Ardımda Kalanlar, anlattıkları ve karakterleriyle kurgu ürünü olsa da hikâyenin çıkış noktası gerçeğe dayanmaktadır. Tüm gizemleri içinde barındıran, duygu yüklü bu kitabı gözyaşları eşliğinde bitirdiğinizde, kendinizi sorgulamadan edemeyeceksiniz…  




Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle. 
Sevgilerle As! Kız 










Read More




19 Nisan 2015

Sarah Maclean /The Rules of Scoundrels Serisi incelemesi - Historical Hunters - As! Kız

As! Kız'dan The Rules of Scoundrels Seri incelemesi  GELDİ...

Hemde en en en çok sevdiği  seri ile geldi.. Ve üzülerek belirtmeliyim ki serinin tüm kitapları Türkçe olarak yayınlandı...  

Öncelikle sevgili Nemesis Kitaba kocaman bir teşekkür etmek istiyorum. Zira seri o kadar kısa sürede tamamlandı ki bir ara hızlarına yetişemeyip acaba yanlış seriyimi takip ediyorum dedim. 


Üstüne seri bitince de nankörlük edip keşke seri bu kadar çabuk çıkmasaydı da hemen bitmeseydi - dedim mi ? dedim..  İnsanoğlu işte nankör !
Tabi ben hızımı alıp bu kadarla da yetinmeyip acaba yazarımız bize bir sürpriz yapar da kumarbazlarıma kaldığı yerden devam  eder mi diye hayallere daldım mı?  daldım.. İnsanoğlu işte bu kadar da hayalperest. :D 

Kumarbazlarıma o kadar doyamadım, o kadar içimde kaldı ki kendi kendime kurguyu bile hazırladım :D  Hani mesela yazarımız ne bileyim Bourne’nun , Cross’un, Temple’nin üstüne Chase’in çocuklarınında hikayelerini yazabilir mesela.. Hatta ortaklar dünür olurlardı falan filan :D 

İşte ben böyle kurgular aleminde dolaşırken siz sevgili kitap kurtlarına seriyi ufakcıktan anlatayım istedim ve soluğu Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi de aldım.. 


Seri içerisinde ki tüm olaylar Düşmüş Melek'ler kumarhanesinin pek sevgili çok kıymetli ortaklarının çevresinde geçiyor.. 
Burası öyle bir yer ki kumarhaneden içeriye adım atabilmen için en ama en can alıcı sırrını bu dört kumarbaz ile paylaşman gerekiyor, sonrası mı? işte sonrası bu harika 4 kitapta.  

                                                                       İntikam Ateşi / Penelope & Michael


Seriye Düşmüş Melek'in 1. adamı sevgili Michael Bourne ve onun sonsuz aşkı Penelope'nin İNTİKAM ATEŞİ ile start veriyoruz. 

Ahh ahh ne efsaneydin sen Bourne !! Onunla beraber bende intikam,intikam diye gezindim durdum ortalıklarda.. Ki bence intikamın da sonuna kadar haklıydı. 

Bir adam nasıl senelerce intikam almak için sabırla beklerin cevabısın ! Ve zavallı Penelope, o dönemin kurallarını bir kez daha lanetledim. Aristokratlar hiçte öyle cici insanlar değiller. -,- 

İntikam ateşiyle yansanda Bourne, başına gelebilecek en güzel şeydi Penelope kabul et ! :p





Aklımızı Bourne'de bırakıp serinin 2. kitabına başlarken - gelenin gideni aratmadığına - bir kez daha şahit oluyoruz ve Düşmüş Melek'in 2. düşmüş adamı Cross'un hikayesine kucak açıyoruz. 

GEÇMİŞTEN GELEN MUTLULUK Cross'umuzu buluyor ve tabiri yerindeyse mutluluktan bulutlara uçu veriyor :D

Geçmişten Gelen Mutluluk / Pippa & Cross 

Bilimle kafayı yiyen aşkın kimyasını aramakla sınırları zorlayan sevgili Pippa, aferin sana  ! kaptın gül gibi adamı :p Adamı kapış şekli o kadar komik ve düşündürücüydü ki acaba ben/biz yapabilir miydik hiç bilmiyorum. 

Özellikle bu adam Cross ise, kızım sen kafayı yemişsin :p 

Aha hele ki bilim araştırmasını uygulamalı olarak öğrenmek istediği anlar :))) kahkaha atarak okudum. 

Bilimler, sırlar ve arzular.. Söylememe gerek yok sanırım - kıskançlık - bu kitapla beraber had safhaya ulaşıyor. 

Hatunun kalemine sağlık, bizi kıskandırma konusunda dur durak bilmedi :p 



                                           Aşk Affetmez / Mara & Temple

Daha 1 ve 2. kitabın mükemmelliğini üstümüzden atamadan serinin 3. kitabı nam-ı diğer Temple'miz  AŞK AFFETMEZ ile aklımız başımızdan aldı gitti. 

Tam da yıllık iznimde tatilin keyfini sürerken kitap beğenmeme gibi bir illete kapılmışken, Temple imdadıma yetişti.

Kumarbazımız, hatırlamadığı bir sabaha uyandığında "katil dük" damgasını almış, yıllar boyuncada bu şekilde anılmaya devam etmiştir. 

 Aradan geçen uzuuuunnn zaman sonra "katil dük" olarak anılmasına sebep olan, öldürdüğü sandığı Mara'yı karşısında gördüğü anda önce dünyası başına yıkılmış sonrasında gerçekleri bulmak için her türlü yola başvurmuştur.

Aşk, geçmişte yaşanan bu trajediyi affettirir mi bilinmez ama ben olsam affetmezdim.  
Tabi yinede büyük konuşmamak gerek,  her şeyden üstün olan aşk denilen o ulvi duygu devreye girince ne olur  - işte bu sorunun cevabı kitapta.. 

Aha spoiler vermeyeceğim diye dansöz gibi kıvıra kıvıra anlatma çabam bence taktir edilesi :p 
En Güzel Rüya / Chase (Georgiana) & Dancun West 

Ve ve ve işte dananın kuyruğunun koptuğu  son kitap.. 
2.kitapta aldığım duyumlar beni meraktan nirvanaya ulaştıracak moda girmişken. Sorumun cevabını 3.kitapta alırım diye hevesle okuyup bana anca avucumu yalatan.
Bekleyen derviş muradına erermiş misali 4.kitap ile muradıma erdiğim EN GÜZEL RÜYA.. 

Düşmüş Melek'in kurucusu ortakların başı sevgili Chase'in hikayesi..

Bu da minnak serzenişim olsun, sevgili yazara, yazarın editörüne ve yayınevine.. Hadi yazar düşünmemiş kitabın arka konusuna spoilerin dibine vurmuş, editörde uyarmamayı uygun görmüş, ee  sevgili yayınevim bari sen o arka kapak yazısını değiştireydin de bize o  spoileri vermeyeydin. 
Tabi bu kitabı alıp okuma heyecanımı  söndürmedi ama yinede okurken, okuyucuya en azından bana harika bir sürpriz olurdu.  Afiyetle kursağımda kaldı :/

Efenim, bir Chase düşünün onun kim olduğunu bulana 5 bin pound verilecek, üstüne elinde tuttuğu  tüm sır dosyaları yok edilecek. 

Bir Chase düşünün, Düşmüş Melek kumarhanesini yoktan vaar eden, elinde kralı bile tahtından indirecek sırları barındıran, 

Bir Chase düşünün, aslında o bir erkek değil ! o bir dük kızı, o Lady Georgiana <3 

Ve bir Chase düşünün .............. (burası en şok olduğum kısım söylemem okuyun öğrenin) 

Nasıl şok oldunuz dimi :D Ehe bende şok oldum hemde bildiğim halde. Spoilerin dibini yedim diye üzülmeyin zira bunlar kitabın arka kapak yazısıyla neredeyse birebir :D 

Chase - ay aman pardon Georgiana ve Georgiana'yı sosyeteye kabul ettirme çabasına giren dedikodu gazetesinin sahibi Duncan West'in hikayesi seriye harika bir nokta koyuyor. 

Bence seriye bu kitap ile beraber harika bir FİNAL oldu.. ! 



İşte böyle sevgili dostlar.. Harika bir Historical Romance serisini bitirmenin dayanılmaz hafifliği var üstümde.. 

Güzeldi.. Harikaydı,, İlgi çekiciydi.. Cezbedici ve Tutku doluydu.. 

Biten bir seri okumak isteyenlere şiddetle tavsiyemdir.. 

Kitapsız bir günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. Sevgilerle As! Kız







Read More




21 Şubat 2015

Historical Hunters Blog Turu / Jennifer Royce - Gözlerinin Esareti Yorumu (As! Kız)



Kaderde uzun zamandır ama cidden çok uzun zamandır çıkmasını beklediğim kitabı okuyup - sonrasında Historical Hunters Blog Tur ekibine katılıp o şapşahene kitabı yorumlamakta varmış..

Historical Hunters 'ı yoksa hala keşfetmedik mi? Çok uzaklara gitmeyin buyrunuz tıklayınız

Yorumuma geçmeden önce ..
Kitap + Yazar Tanıtım ve Ön Okuma - 1: Kördüğüm Hayaller

Tanıtım ve Alıntılar + Çekiliş: Kitaplarım ve Ben 

blog sayfalarına göz atabilirsiniz.. 


Keyifle okuduğum, her satırında onu alma beni al dediğim, çevirdiğim her sayfada beni derin sularda boğulma hissiyatını dibine kadar yaşatan GÖZLERİNİN ESARETİ yorumum sizlerle.. 



Kahramanımız; El Faris Karyan Jamir - yani Rafael aslında biz ona kısaca nam-ı diğer Karanlıklar lordu diyoruz. Adam, Acımasız ! Adam, Yenilmez ! Adam, Korkusuz ! Adam, Kıskanç..Bunu üzülerek belirtiyorum) siz düşünün karanlık bir Lordun KISKANÇLIĞI ne derece tehlikeli kışkırtıcı ama bir o kadarda AŞIK olası olur :( 



Karyan kendisini "Kralına" adayan bir komutandır (Kral içinde içimde kalmasını istemediğim bir kaç kelimem olacak biraz daha sabır) . 

Ailesini katleden kötü kalpli adamlardan intikam almaya ant içer ve yıllar içinde dört kola tüm krallığa acımsızlığıyla nam salar. 

O artık herkesin korkulu rüyasıdır.. - Ta ki ! Karşısına düşman baronun kızı Keira Destina çıkana kadar. 

Kızımız yaşına, başına, cüssesine bakmadan bir gece yarısı suikast için adamımızın çadırına girer ama haliyle ava giden avlanır misali şak diye Kayran'nın avucuna düşer :P (hain bizde nerde öyle düşmeler) 
O artık Kayran'nın küçük  esiridir (ufalsın da cebime girsin) .




Aralarında başlayan küçük esir/sahip halleri okurken inanılmaz keyif veriyor. Yani en azından sinirden kızın kulaklarından dumanlar çıktığı kısımlar bana ziyadesiyle keyif verdi. 

Ne yani koskoca Kayran himayesine almış seni daha ne istersin. Kır dizini otur oturduğun yerde ama yooooooook ila bi şey yapacak. Yaptıklarının cezasını (tam burada spoilerin dibini vermeyi çok isterdim ama bi tık alta ki alıntıyla iadere edi verin, az çok anlarsınız beni) çok feci bir şekilde çekse de ne bileyim Kayran'a kızamıyorum böyle anlık bir kıvılcım ateşiyle hödük diyorsun ama anlık sürüyor o kadarcık :))) 


Ve kız pişman olur :)))))  görsel için Anime ve Kitap Sever 'ime çok teşekkürler


"Hırçın Kızılım, yine elinde bir kılıç var ve yine öldürmeye niyetlendiğin kişi benin." 
Keira, gözlerinde Çakan şimşeklerle ve hırçın bir şekilde çıkan sesiyle cevap verdi. 
"Sen ölünceye kadar durmayacağım!" Kayran kollarını yana açarak ve gülümseyerek onu kışkırttı. "O halde durma. Karşındayım ve silahsızım."




İşte ne bileyim kırbaçlar , kılıçlar, bıcaklar :) İnsan bunları görünce direk şiddete hayır temalı çalışma yapası geliyor ama cıks o da tamamen anlık bir düşünce sonra poff uçup gidiyor :p 

Gel gelelim Kralımıza yanı biricik kendisini pek beğenmiş olan ama iş kız tavlama konusunda sıfır yeteneğe sahip Rodolfo'muza.. <3 (kalpkalpkalp)

Kitabın başlarında kendisini savaşçı prens haliyle okuyoruz. Kayran ile aynı saflarda savaşmış olan prensimiz babasının talebiyle istemeyerekte olsa Krallığın başına geçiyor. 
Kayran bu dönemde de hep onunla tam destek hep destek modunda kralına ve aslında biricik dostuna sadık bir şekilde savaşmaya devam ediyor :) 
He arada kralına asiliği ve itaatkarsızlığı başına dert açsa da onların dostluğu demir/çelik gibi epeyce sağlam kırılmaz/kırılamaz/kırmayabilecersaretedemez der olayı süsleyerek abartırım :D

Ayyy hele bu iki deli dostumuzun bir Fransa maceraları var akıllara zarar :) Böyle iki normal insan gibi Frans'ya çok gizli bir iş için gitmesi gerekir :) Dikkat çekmemeden işlerini halledip döneceklerdir ama işte yine evdeki hesap çarşıya uymuyor :) 

Küçük esir Keira'nın demesi gibi; 

"Siz ikiniz, orada dikkat çekmeden dolaşabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu bir tavus kuşunun saklanması kadar zor," diye söylendi.
Kayran zafer dolu bir sesle, hoşuna gittiğini belli ederek "sevgili karımdan yakışıklılığımla ilgili iltifat mı alıyorum? " diye sordu. "Egonu, daha fazla Yüceltmeye niyetim yok. Yeterince baş belası zaten." 

Ahaha yerim ^_^

Kral ve kralın baş belası Almira çiftinin hikayesi okurken bonus gibi çıkıyor karşımıza. Kayran ve Keira çekişmesiyle günümüzü gün ederken üstüne bu iki çift de eklenince ölem ben yaa nidaları attırıyor bana.. Neyse efenim bu kısımla fazlaca detay vermeyeceğim ama en az Kayran ve Keira kadar sevilesi (burada sevilesi olan Kral ve Kayran'nın o şapşik halleri yanlış anlaşılma olmasın plsssss)

Almira ve Kralımız cıks cıks çok ayıp :p Görsel için Anime ve Kitap Sever 'ime bir kez daha teşekkürler

Almira'nın hikayesini  epeyce merak uyandırıcı buldum hatta şöyle belki bir iki sayfa ilerilere göz atmışta olabilirim ama bu aramızda sır olarak kalırsa sevinirm efenim :) 

Ay ama Kralım çok çekti bu kızdan yaaa :( Yazarım resmen Krala, milletinden çekmedin ama bu kızdan çekmek sana müstahak diye habire çektirdi adam :(  Ne kadar çektiğiniz Kralımızın bu serzenişinden anlayabilirsiniz :D

Rodolfo; "Tanrım, nasıl kadınlar yaratıyorsun? Ve neden düşmanıma değilde, bana gönderiyorsun?"

Çok tatlı dimi ^_^ bir kez daha yirim :D 






Harika bir kitabı daha bitirmenin sonsuz mutluluğuyla ne diyelim Allah devamını da getirsin yazarımıza bolbol ilhamlar gelsin çokça yazsın :) 

Historical Romance kitabında yeni bir soluk almak isteyenlere şiddetle tavsiyemdir. 








Kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemesi dileğiyle.. 
Sevgiler As! Kız 






Read More




7 Şubat 2015

K-Drama İncelemesi : HEALER (As! Kız)


Kitap ve k-drama canavarı As! Kız yine yenide k-drama incelemesi ile siz sevgili Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi ve k-drama takpçilerinin karşısında olmaktan sonsuz mutluluk duyar..

Hayatımızın ortasına bomba gibi düşen, 7/24 dizinin adını anıp, ost'larıyla günümüzü gün etmemize neden olan, yayınlanan bölümleriyle izlenme rekorları kıran HEALER dramasını incelemeye hazır mıyız? 

Ve işte incelememize yine yeniden en sevdiğim dizi afişi ile start veriyorum.. 
(Afiş harika dimi?)
 

"Healer" yani Nam-ı diğer başrol oyuncumuz  Seo Jung-Hoo (çevirmen arkadaşlar kendisine Şifacı ismini uygun gördüklerinden bende onlara ayak uyduruyor kendisine an itibariyle  Şifacı diye hitap ediyor olacağım) hayatımıza bomba gibi girdi ve muhtemelendir ki o bomba kalbimizde sağlam bir yer etti.


DİKKAT UYARI ! 

İncelememizin neredeyse tamamını  Şifacı üstüne kurulu olup diğer karakterlere tüm acımasızlığımla azıcık yer vereceğimi bildirmek isterim.
Sonra vay efendim neden sadece Şifacı var olmasın. :) Hoş şikayet edeceğinizide sanmıyorum ama yinede belirteyim istedim :) 

Ya bu adama bakmaktan kim şikayet eder ki şu surata şu sıfata şu vücuda hele bir bakın -,-

Efenim şifacımız küçükken girdiği çocuk hapishanesinden kurtulduğu gün karşısına çıkan babasının eski dostuyla hayatı tamamen değişir.  

Hayatının bu denli değişeceğini 40 yıl düşünse tahmin edemezdi sanırım :) nerdeeeen nereye dedirtiyor insan :D Eski dost  artık hocası olmuştur ve yıllar içerisinde onu Healer (Gece Kuryesi) olarak yetiştirmiştir. Zira eski dost da eski bir Healer'dir. 

Adam haklı tabi gördü Şifacımda ki o üstün yeteneği kaçırmak istememiştir. Bende görsem daha kaçırmak istemem evimde muhafaza ederdim ki - :)

Şifacımız zaman geçtikte yedi düvele nam salan gece kuryesidir artık. Öyle ki politikacılar, ünlü sanatçılar, iş adamları, yetmeyip yer altının kötü adamları bile Healer ile çalışmak için can atmaktadır. 

Bende olsam varımı yoğumu şifacıyı görmek için harcayabilirdim :D Şu tipe bir kere bakmak için insan mirasından bile vazgeçer ayol :p

Hayatında güvendiği üç şey vadır, gözüne taktığı optik okuyuculu fotoğraf makinesi gözlüğü,kulağında 7/24 taşıdığı vericisi ve vericinin diğer ucunda ki ajumma (yaşlı kadın).

En olur olmadık yerlerde gerek iş gerekse dertleşmek için sürekli onunla konuşması ve insanların kendi kendisine koştuğunu düşünüp deli muamelesi görüyor olması onun hiç umrunda değildir.

(Halbuki beni tanısa ne kadar güvenilesi biri olduğumu keşfedecekte işte bir tanımaya bakar iş - boş boş durmayın tanıştırın bizi :)
Bu kısımda üzülerek spoiler vermek istiyorum. Burada hoşlandığı kızı gözlerini kapatarak öpüyor ve heyecandan şaşkın ördeğe dönüyor.  >.<

Gerçek adıyla Ji Chang-Wook'u başrolde ilk kez izliyorum. Bir kaç dizisini izlemiştim ve onlarda hep 2.rolün adamıydı. Ama resmen şifacımı o rollerde harcamışlar.  Zira oyunculuk on numara beş yıldız modunda. Bunu aksiyon sahnelerinde dublör kullanmayı red edip bizzat kendisinin oynamasından da anlayabiliyoruz. Aslanım koçuummm beee.. 

Ah tabi bir de o bakışları yok mu o bakışları oyunculuğu nirvanaya ulaştırıyor resmen.. 

bknz: Bakışlarda vol 1

Yani adam dizi boyunca o kadar ölesi ki diziye mi odaklanalım yoksa adama mı karar veremiyor insan. Düşünüyorum düşünüyorum bu role kendisinin haricinde başka kimseyi yakıştıramıyorum. Dizi yapımcıları senaristler ve yönetmen sizlere kocaman bir gam sa hab ni da (resmi Teşekkür ederim).

bknz: Adam doğuştan Şifacı gibi, bir bakıyorsun ve hop iyileşiyorsun :) 
bakışlarda vol.2

Konumuz elbette ki sadece gece kuryeliği değil. Bir gece aldığı işin ucu babasına ve yıllar önce babasının ölmesine neden olan insanlarla tanışmasıyla alır başını gider. İş artık babasının üstüne atılan iftirayı temizlemek ve haliyle o nappun (kötü) adamlardan intikam almaktır. 


Gece kuryesi deyip geçmeyin hacı.. İzlediğim 18 bölüm boyunca çatılardan mı atlamadı, arabaların üstünden mi fırlamadı yetmedi asansör boşluğundan mı uçmadı ve bunları yapan kendisiydi, boşuna mı adam oyunculukta nirvanaya ulaştı diyoruz. (efektleri saymıyoruz tabi) 

Ahah işte bu yüzden ben ona sincap lakabını taktım :))) Sayesinde sincapları artık daha bir çok sever oldum :))

İş için o kadar çok kılığa giriyor ve hepsini o kadar güzel aksettiriyor ki o oyunculuk karşısında bir kez daha şapka çıkartıyorum. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama benim favorim o saf ve heyecanlanınca kelimeleri birbirine karıştıran Park Bong-soo - ya sen ne tatlı bi'şey sin!

Tiplere bakarmısınız, hangi birine bakıp hangisini seveceğini şaşırıyor insan. Bereketli toprak gibi ne ekersen hopp çıkıyor - maşallah :))))
Tabi işin bir de korku filmi tadında ki kısmı  var. Her dizide olduğu gibi malesef ki aşk denen o beter olasıca duygu geliyor buluyor şifacımızı. 

Hayır tamam adama aşık bakışlar yakışıyor ama o bakışlar  bana olmadığı sürece neden sevineyim ki  (kıskançlığım geldi hoşgeldi) 

bknz: Şu sarılmaya bakınca  insanın midesine  öküzler nasılda hop diye oturuyor :(

Hele ki kızı gizliden gizliye kötu adamlardan koruma sahneleri var ki ! Ölelim biz ya valla, böylesini yaşayamadıktan sonra neden boşuna nefes alıp yaşıyoruz bu zalım hayatta >.<

hain Oppa >.<

Boşuna beklemeyin gençler ! Kıskançlığım malesef kız hakkında bilgi vermeye müsade etmiyor. Yeteri kadar kulaklarımdan dumanlar çıkıyor şimdi yad edip tekrar kıskançlık dumanını tüttürmeyeyim :(

Alın işte bu sahneleri görüpte kıskanmayan var mıdır ? 
Hele bir çatı katı sahnesi var ki. 

Yuh olsun dedim. Senaristin kesin, kesin bize bir garezi var. Yoksa hangi insanoğlu öyle bir sahne yazar ki. 

Kızın adamı görmemesi gerekir, ama adam da kızda yanyana gelmek için ölüp biter, adamımızda tek çare olarak kızın gözlerini kapatıp ona dokunmasına üstüne birde öpmesine izin verir.. (beter olasıca kız)

Şifacıya dokunan elin kırılsın hacı. yar etmeyiz biz öyle sevdiğimizi >.<
 

Ah hele bir randevu sahnesi var ki, bir kez daha dizi  senaristine, yönetmenine, ışıkcısına, makyajcısına, kostümcüsüne, çaycısına bilumum hepsine tek tek saydırmama sebeptir.

Yani insan konuşmadan, bakışmadan birbirlerini görmeden yeryüzünde ki en harika randevuyu nasıl yaşayabilir/yaşatabilir !! 

 (Bu randevuyu yazan senaristin kafasından getirin bana bende deneyecem)

İşte bende böyle kedinin ciğere - öküzün trene baktığı gibi boş boş bakıp durayım..
Yani bu adamı da doğuran ana, burda ki sözüm ona adamlarıda doğuran ana. Peki bizdekilerin nesini eksik verdikte ordakilerin aynılarını üretemiyoruz, ne yiyip içiyor bunlar !! 

bu ele değme anı -,- tövbe est. - neyse sustum.. sinirlenmeyeceğim ! sakinim ! 

 Adama bakın, bakında karizmanın cisme vurulmuş halini görün. Hii yanındakine bakmasanız da olur :P 
 İzleyenler bilir dizinin en heyecanlı sahnelerinden biridir bu kısım. Zira ben izlerken kısa bir süre nefes almayı unutmuş olabilirim.

Senaristin kalbimize kastı var demişmiydim ! Atlamış olamam dimi? çünkü kendisi yememiş içmemiş neredeyse her bölüme kiss eklemiş!

senarist kalbimize kast etmeye yemin etmişcesine kiss leri gözümüze sokuyor bende aynen size iletiyorum.
Kıskançlık krizinde vol.1
Kıskançlık krizinde vol.2


Kıskançlık krizinde vol.3
Kıskançlık krizinde vol.4
Hatun hakkında tek satır yazmamakta kararlıyım :P yani takmış cillop gibi adamı koluna ben daha ne yazayıp :p

Alan razı veren razı hiç yormayam kendimi

Efenim şifacıma bu harika terli ama bir o kadar da mis kokulu an ile veda ediyor diğer karakterime geçiyorum :)

Dizi karakterlerinin hepsini yazmayacağım ama sadece biri daha var ki. Şifacıda midemize öküzleri oturtan senaristin ona acımasını istiyorum. 

Hayatının sonuna kadar mutlu mesut yaşaması tek temennimdir. Hacı adamın neredeyse 20 senedir yüzü gülmemiş. O hak etmeyecekte kimler edecek.

O kadar iyi ki heykelini verseler gider Taksim meydanına dikerim. O kadar kanatsız melek, o kadar düşünceli ve o kadar kibar. Yani seni mutlu etmeyen senaristler utansın ne diyeyim. 

İşte karşınızda gelmiş geçmiş en iyi Anchorman Kim Moon-Ho 

Şıfacıya ve dizi deki iyi insanların hepisne elini uzatmaktan çekinmez, Pamık gibi kalbiyle onlara yardım eder. 18.Bölümün sonu o kadar pis bitti ki yatıp kalkıp senaristtin insafa gelmesi için dualar ediyorum.

Ne demişler dua tüm kötülüklerin anasıdır. Durmak yok dua etmeye devam. Fighting ! 


Ve son olarak dizinin gizli kahramanları 20 yıl öncesinin en sıkı dostları. İzlerken keşke hep mutlu olsanız diye sayıkladığı(m)ız kahramanlar.. 

Sizi seviyoruz gençler.. Ve sizi hiç unutmayacağız.. 

Şifacım'dan bana Yeobo'm (Canım) 
Efenim bir k-drama incelemesinin daha sonuna geldik. 
Umarım incelemizden memnun kalmışsınızdır. Şahsen ben son dönemde severek hatta ölerek izlediğim bu diziyi içimden geçen tüm iyi/kötü duygularımı sizinle paylaşmaktan sonsuz mutluluk duydum. 

Dizi künyesi
Adı: Healer 
Tür: Romantik, Komedi, Aksiyon
Yönetmen: Lee Jung-Sub
Senarist: Song Ji-Na
Yayıncı: KBS2
Bölüm Sayısı: 20
Yapım Yılı: 2014 - 2015
Yayın Tarihi: 8 Aralık 2014
Yayın Günleri ve Saati: Çarşamba & Perşembe - 21:55
Dili: Korece
Ülke: Güney Kore
 
Ji Chang Wook - Seo Jung Hoo
Yoo Ji Tae - Kim Moon Ho
Park Min Young - Chae Young Shin
 
K-dramasız ve kitapsız bir tek günümüzün dahi geçmemsi dileğiyle.. 
Sevgilerle As! Kız..

Read More




Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML