
Bu sefer mutlu içerisinden kalpler çıkan bir post yazamayacağım... ve bu durumdan cidden nefret ediyorum ama hayatımda, bir yazara bu kadar kıl olduğumu hatırlamıyorum. Gerçekten!
"Bir yazarın, okuyucuyu aptal yerine koymadaki max. limiti nedir?" sorusuna karşılık kolları sıvayıp, dünya rekoru kırmaya karar veren yazarımız bunu bir de historical romance adı altında yapınca ne olur?, Küçük Kızın yine sinirleri zıplar! ve bir paçalama yazar.
Blogumda okuduğum her kitabın yorumu olmaz, hatta bazen
kitap yorumu bile olmaz “I love bad boys” olur (: Keyfime ve bana
hissettirdiklerine göre sadece eğlendiğim ve eğlendireceğimi düşündüğüm
kitapların yorumunu yapıyorum. (sonuçta iş filan değil benim için bu...) Puanda vermem
kitaba, öyle bir ustalık görmüyorum kendimde çok anlamıyorum da o işlerden… Açıkcası ben sevdiğim kitabı yorumlar
sevmediğim kitabın acısını içimde sessiz sessiz yaşarım.
Ama bir kitap eğer bende
okurken harakiri yapma isteği uyandırıyorsa, üzerine acayip finalleri ve abudik
gubudik cümleleri, entrika demeye bin şahit kurguları ile burnu havalarda
dolaşıyorsa “Orda bir durcaksın arkadaş!” deme yazılarını yazarken buluyorum
kendimi. (Örnek 1-A)
Bu bana zevk vermiyor sayın takipçi, inan ki bu bana zevk vermiyor…
Efendim kitabımız “Kendime Yalan Söyleme” ve bu yazım ile
ilan edeceğim üzere, benim verdiğim ismiyle “Kendine Yazık Etme”…
1. Kitabın girişi kızın başına gelen bir takım talihsiz olaylar ve erkek kardeşinin ondan koparılıp götürülmesi ile gayet umut vadeden bir şekilde başlıyor. Kızımız bir leydi(!) bunu aralarda hatırlatma olarak yazabilirim zira, yazarın bile kitabın belirli kısımlarında bunu unuttuğunu gözlemledim.
-.- Kardeşinin can sağlığından cidden şüphelenen kızımız (küçük
erkek kardeşi amcasının yanında İngiltere’de, kızımız ise Amerika’da) atlıyor
gemiye doğru İngiltere’ye…
Hani demiyor ki kimse bu leydinin(!) arkasından sen
haftalarca gemi yolculuğu yapcan gitcen, üzerine Londra’da yol bilmez iz bilmezsin, kız başına bu
güzellikle ya başına bir iş gelse… Ama bi dakka Battal’ın kızı o, ona bir şey olmaz!
gelir o! Yapar böyle şeyler...
"Tek başıma güvenlikli bir pansiyonda kalacağıma gider bir Ker-hane(!)nin boş bir odasında bulaşıcı hastalık ve tecavüz riski altında oldukça ucuza yaşarım, en azından param bana yeter. Hem kardeşi bulup Amerika'ya geri gitcem ben olmayan paramızla(!), buralarda çok durmıcam…”der. Kendisine aynı kendisine benzer zeka ortalamasına sahip insanların bulunduğu bir ker-hane bulur, hizmetçi odalarından birine namuslu bir leydi(!) olarak yerleşir. Tabi orada bir misafirdir (!) başka birşey kimse düşünmesin lütfen...
3. Birde lordumuz var tabi. Kendisi amcasının vasiyeti üzerine
(adamda ki psikopatlık leveline değinmiyorum bile(!) evlenecek münasip bir
düşmüş kadın arar.
Bunu da balo salonlarında arayacak hali yok tabi bizimkisi,
gezmeye başlar eskiden tanıdığı, sık sık gittiği yerleri… Sonra böyle caddede
kendine bakınıp gezerken (malum müstakbel eşini arıyor kendisi) bizim kız ona
çarpar.
Kont şok tabi, tutar kızı kollarından hemen der ki “Seni gidi küçük hırsız..” -.-
Kız der ki “Ne alaka, ben hırsız değilim. Babanın yolumu burası geçiyordum,
çarptım sana işte.”
Kont derki: “Yok sen hırsızsın hatta, düşmüş bir kadınsın ve benim sana bir teklifim var.”-.-
Şaka yapıyorum, dalga geçiyorum sanıyorsunuz değil mi? Daha
kitabın 70. Sayfasına gelmedim ve şimdiden 3 kere Hara-Kiri yaptım bile kendime…
Arkadaşım kızın bir adını öğrenseydin önce, belki yolunu şaşırmış biri, belki
misafir Allah’ım! Belki de evli kadın , hadi bakalım o zaman napıcan, evli olsa ne yapacaksın.
Ama yok
o bir Kont. Ve o kadının hırsız ve
düşmüş bir kadın olduğunu söylüyorsa öyledir(!)
Kız bundan bir türlü kurtuluyor koşa koşa güvenilir olan
evine(!) odasına(!) sığınıyor. Adamda peşinden tabi, bakıyor ki kız bir tane
ker-ha-ne-ye giriyor diyor ki, “Ben acayip zeki adamım vesselam, elime düştü
resmen gideyim konuşayım da hemen evleneyim.”
Sevgili okuyucu, bundan sonra adamın teklifini sunup kızın
kabul etmesine kadar geçen süreçteki saçmalıkları merak ediyorsanız alıp
okumanız gerekecek zira benim yazacak sabrım ve takatim yok...
4. Kız, anlaşma gereği kontla evleninceye kadar metresi olarak
ortalarda görünmesi gerekiyor, ama bir sıkıntı var sonuçta bu kız namuslu bir
leydi(!) değil mi metreslik filan ne bilsin, Kont ile anlaşırken zeki bir taktik
ile kendisini bu iştende muaf tutuyor.
Ve kızın zeka seviyesini görmeye hazır mısınız?

Kont says: “Sebep?”
Namuslu Leydi says: “ Bu hayata ara vermek bir süre kendimi dinlemek, toparlamak istiyorum. Anlıyorsunuzdur herhalde.”
Kont Says: “Anladım. Tamam.”
5. Çiftimizin kesinlikle birbirlerine uygun olduğuna kanaat
getirmeme sebep olan kısmı da geçtikten sonra devam edelim. Kont, kitabın
bu kısımlarında kızda bir gariplik olduğundan işkillenmeye başlıyor. Ama bir
dakika, kızın zeka seviyesi ile ilgili değil bu şüphe tabiî ki, kızın gerçekten
düşmüş bir kız olduğundan emin değil Kont’umuz.
Eli sürekli alnında, brendisini içerken şöminenin önünde
oturan bir tip düşünün. Düşündünüz mü? Tamam bunu aklınızdan çıkarmayın çünkü
adam nerdeyse bütün kitap boyunca bu halde!
6. (BONUS BÖLÜM) – Kalbiniz bunu okumaya hazır mı emin
değilim!
Bunlar baloydu iki tiyatroydu gezdi gezmedi, daha accık bir
zaman olmuş takılıyorlar ki, adamda bir şehvet kız da bir arzu aman aman! Ama
bir sıkıntımız var! Kızımız bakire…
Eeee Kont'la yatarsa ne olacak adam bunun düşmüş bir kadın olmadığını
anlayacak tabi(!) Anlayınca ne olacak aralarındaki anlaşmayı bozacak adam malum
adama bir düşmüş kadın lazım(!)
Bizim kız ve kendi gibi ker-hanede çalışan iki arkdaşı kafa
kafaya veriyorlar ki bu kötü(!) durumdan nasıl kurtulalım, ve çözümü
buluyorlar.Bunu gerçekten yazacak olmaktan büyük bir utanç ve üzüntü duyuyorum
ama üzgünüm, yazıcam…
“Kızımız bu işler için kullanıldığı iddia edilen bir çubuk
ile şehvetli ilk gecesini yaşama kararı alır. Yani, kızımız bakireliğini kendi
psikopat, sapkın elleri ile bozacaktır!!!!”
****Şimdi burada biraz mola verelim… Arkadaşım ben ki, sayısız
historical romance kitap okudum. Onu geç, Tutkulu Notalar kitabına kadar, akıl
almaz cinsel sahnelerin bulunduğu kitapları okumuş, sayısız ilk gece ve
bakirelik kaybına şahit olmuş, yer yer gülümsemiş, iç çekmiş bazen de hüzünlenip
ağlamış biri olarak HAYATIMDA BÖYLE BİR OLAY OKUMADIM!
Bunu yaptı sayın takipçi inanın bunu yaptı, o manyak karı
bakireliğini bu şekilde kaybetti ve ona akıl veren sözde düşmüş arkadaşları
demedi ki buna, "...sen sevişme ne bilmezsin, bu adam kan gelmesede anlar senin ne
pok olduğunu."
Anlayacağınız Londra’da ne kadar ge.ri.ze.ka.lı var ise hepsi o
ker.ha.ne ve çevresinde gezinmekte sonuç olarak da kitapda bulunmakta…
7. Ne mi oldu, Kont ile kızımız efsane bir akşam geçirdi. Kont
iş bittikten kız sızdıktan sonra elinde brendisi, öbür eli alnında şöminenin
önünde oturdu düşünmeye başladı. -.-
"Bu kız kim, gerçekten dediğini kişi mi? Bi
acayiplik var." diye….
8. Ve bundan sonraki kısımda ise aklımda sıkça tutmaya çalıştığım şey kızın gerçekte bir leydi olduğuydu. Kırk yıllık düşmüşlere taş çıkarcak bir cüretkarlık, ne bileyim acayip bir fantezi dünyası, utanma çekinde filan yok direk adamın üzerine atlamalar.. Arkadaşım senin içinde vardı da bu iş, para yok ayağına mı gittin kaldın orda.
Namuslu Leydi iç sesi says:
Namuslu Leydi iç sesi says:
"..Sarhoşun biri odasını karıştırırda yanlışıkla benim odama girer, bende bir güzel tecavüze uğrarım.." Tanrım!
Birde, sen nazik yetişrilmiş bir kızsın ya hani... Böyle cemaatin içerisinde herkes sana metres olarak bakıyor filan böyle aşağılamalar o biçim yok hiç takılmıyorsun değil mi bu işe, aklı fikri o sırada eve gitsekte Kont'umla sevişsek. Yok o öyle karizma bir adam, böyle karizma bir adam filan..Ağlıcam yemin ediyorum, intihar edicem kendimi..
9.Kardeşini bulduğunda olanlar ise tam komedi. (kitap baştan sonra öyle değilmiş gibi) Kapatma olarak Kont'umuzun yerleştirdiği evde kalırkene buluyor kardeşini, durumu baya kötü tabi. Hemen kollarına alıyor onu, ee Kont'a ne diyecek?
Leydi Says:"Hizmetlinin çocuğu bu."
Arkadaş Kont bir bakıyor ki, çocuğu parka götürmeler, on numara kıyafetler giyinmeler. Beraber uyumalar filan. Yok evde sürekli dip dibelikler. Benzerlik filanda var hani, kardeş ya bunlar, kaş burun bir yerden çeker tabi :)

Zaten adamın parası yoki hadi parası var diyelim memleket de dedektif yok -.-, hadi dedektif de var diyelim bu adamda o beyin yok...
SONUÇ: Yok(!)
Yazacak çok şey var evet ama sonuç koca bir sıfır(!)
Kitabın son 6
sayfasında adamın ayıkması ve kızın aslında bir leydi olduğunu anlaması gibi… (zeka seviyesini siz görün) olaylarıda finalde görünce ne mi oldu, buyrunuz size bu uzun post hazırlandı. Yıpranan sinirlerime değinmiyorum bile.
Ama bende o kadar sabır yok arkadaş, ben bütün takatimi kitabı okurken
yitirdim. Çeviriye, kapağa içeriğe diyecek laf yok. Tamam da o konu ne öyle Allah aşkına ya!
Sabrina Jeffires – Bozulan Yeminler
kitabından da aşina olduğumuz üzere, konu aslında başarılı bir şekilde işlense
ne olacağını da gördük. Ama sen iki tane maymundan evrimini tamamlayamamış, beyin
yoksunu baş karakter koyarsan kitaba, birde aptal saptal hareketler yaptırırsan onlara, o kitap olmaz abi olmaz. Gitmiş birde seri
yazmış yazarımız.. Pes diyorum! Pes.

Kalan sinirini ve sabrını muhafaza etmeye çalışan, özellikle
historical romance konu olunca fazlasıyla hassas, her zaman sizi seven,
Ben bu kitabı kara listeye aldım resmen.... Bu nedir yahuuuuuu ?????? Yetkili biri cevap versin !!!! Küçük kız bu kitabı okuyarak resmen kendini bizim için feda etmiş :(
YanıtlaSilYok arkadaş senin postlarını bir daha iş yerindeyken okumayacağım. Gülmekten karnıma ağrılar girdi, millet deli gözüyle bakmaya başladı. Yorumların bir yana parçalamaların ayrı keyif :) Gerçi kitap parçalanmayacak gibi değilmiş, üzüldüm.
YanıtlaSilYemin ederim gözümden yaş geldi :D Telefonda bir kusmuştun kinini bu kitaba ama bu kadar detaylı bilmiyordum çok çok güldüm :D Ellerine kalemine sağlık canım. Beni güldürdün Allah'ta seni güldürsün :D
YanıtlaSilteşekkür ederim arkadaşım :) bazen kendime mani olamıyorum malum biliyorsun :)
YanıtlaSilKitabı bilmem ama harika bir yorum :) Çok güldüm Allah'ta seni mutlu etsin özellikle bu kitaptan sonra. Bence yayınevine bu sorunları açıklayıp kefaret olarak da istediğin yazarın istediğin kitabını çıkarmalılar :)
YanıtlaSilahahaha :) uyarı yazmaktan artık her postta buna koymayı unutmuşum bak :p teşekkür ederim cnm :))
YanıtlaSilahahah mükemmel bir yorum, mükemmel bir teklif! yayınevi duy bu bloggerın çığlığını :))) teşekkür ederm yorum yazan ellerin dert görmesn :)
YanıtlaSilfeda olarak görmüyorum :) hala yaşıyorum ve sadece iki gün boyunca kitap okuyamadım kitap :) yarım kaldım ama yaşıyorum ve kitap okumaya devam edebileceğim :) (yani umarım)
YanıtlaSilRica ederim :) Ben bu kefaret olayını Pegasus'a söylemiştim. "John Green ve Benden Önce Sen'den sonra ağlamaktan insanlıktan çıktım. Bunların kefareti için romantik komedi olarak SEP istiyorum" dedim. Sagolsunlar "Yakında." diyip cevap verdiler. Denemekten zarar olmaz ;)
YanıtlaSilahah ben baktım herkess ağlıyor okumadım o kitabı :) bunu derhal hayata geçireceğim :)) pegasus gibi bir yayınevi döndüyse epsilonda döner herhalde :p
YanıtlaSilSabah sabah, günüme kahkalarla başlama sebebim oldun tatlım ya! =D Dönüp dönüp tekrar okudum, her seferinde ayrı kırıldım gülmekten XD Süpper bir yazı olmuş, hatta kısa olmuş bu ya =( Bittiğine üzüldüm.... Bir dahaki parçalama yazın ne zamandı?? O.o Ahahha =D
YanıtlaSilKefaret olayı da ansızın aklıma geldi ama aklıma yattı böylece biraz duygu söürüsüyle yayınevlerine serzenişte bulunmalı artık ;) Bu üstteki yorumun yapıldığı kitabı yayınlatan ben olsam vallahi toplartırdım kitabı :) Ama zaten yetkili olsam elimde bulunan "mis" gibi yazarlar varken böyle çar çöp yazarlarla da uğraşmazdım ya o da ayrı dava :)
YanıtlaSilahahah bebeğim benim işim bu malum :) sevindim kuzum yazıyı beğenmene :) thaks a lot! :**
YanıtlaSilEpsilon yedi beni valla :) taşlanıcam :)
YanıtlaSilAynen bende okudum ama senin yorumlarına katılıyorum verdiğim paraya yazık oldu. ..:'(
YanıtlaSilyazık oldu demeyelim :) hayat dersi hep bunlar :p
YanıtlaSilBunu yaptı sayın takipçi inanın bunu yaptı, o manyak karı bakireliğini bu şekilde kaybetti ve ona akıl veren sözde düşmüş arkadaşları demedi ki buna, "...sen sevişme ne bilmezsin, bu adam kan gelmesede anlar senin ne pok olduğunu."
YanıtlaSilAmanın böyle gülmedim ben :D Eğer yazını okurken böyle sinir olduysam valla kitabı okusam parçalardım bi yerleri, kızın içinde varsa tabii :D Valla iyi sabır seninki, önce oku bir de yorumunu yaz :D
ahahahaha :-) iyiki okumusssun yoksam biz boyle bir yorum okuyamazdık hariksın.. Baya senin icin kotu bir durum olmus ama bizkm icin bu yorum harika oldu .d
YanıtlaSilhahahaa :)) çok iyi yaa..
YanıtlaSilahaha aynen benim vereceğim tepkileri vermişsin =) böyle kitapları okuyunca sinirden uzun süre kendime gelemiyorum. =D
YanıtlaSilBu ne ablam ya O.o Sinirli halime ilaç gibi geldi T.T I love you so muchhhh T.T *gülmektenvesinirdenağlar*
YanıtlaSilYa kuzu emin ol bu yazı yeterince yansıtamıyor bile hissettiklerimi :) 3-4 gün geçmesini bekledim ki şu üzerimdeki harareti atayım, sakin sakin yazayım :) bak yazdım sakin sakin bu oldu işte =D Ben uzun zamandır bu kadar kötü kitap okumamıştım -.-
YanıtlaSilZaten ben bundan sonra beğendiğim değil beğenmediğim kitapların parçalamalarını yazsam daha fazla talep görürüm sanırım :)
YanıtlaSilBen şu yazıyı yazmama rağme boşalamdım :) bir iki post daha çıkar benden bu kitapla ilgili :)
YanıtlaSilyirim seni <3 :**
YanıtlaSilben okuyunca ne yapacağım bakalım =D
YanıtlaSilokuyacak mısın ? yapma kendine bunu :(
YanıtlaSilhaha bende böyle inadına okuma isteği oluşuyor ya çok garibim ben =D bir ara okurum..
YanıtlaSil:)allah sabrını versin diyim o zaman :)
YanıtlaSilMantık bu yazarlara da arada sırada uğrasa ne güzel olacak.Bu ne şimdi ya ? Hangi düzgün yetiştirilmiş kadın kendisine genelevde oda tutar ? :D Hadi tuttu diyelim, hangi akla hizmet orada bir de özel suit odaya geçer. Neymiş efenim, düşmüş kadın gibi duracakmış. =) Sen zaten düşmüşsün de kaldıranın yok falan XD Koptum bu kurguya ya. Böyle kitapları ilk okumadığım için çok şanslıyım. Parama yazık yahu. :p
YanıtlaSilsağol =D
YanıtlaSilkesinlikle :) ya yarıldım gülmekten sen Bad boys ve eleştiri üzerine yogunlaş bu mizah heryerde bulunmaz kuzum :)
YanıtlaSil