blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2013

Yazar Söyleşisi: GÜL VE AVCI || Asude ile Yazar Röportajı // Konuşan Kitaplar ile Blog Tur




Herkese Merhaba! Ve Gül ve Avcı turumuzun en çok beklenen kısmına geldik (: Sevgili yazarımız Asude ile bir röportaj yaptım sizler için :) Kendisi o kadar sıcak kanlı ve samimiydi ki sanırım birazcık uzadı konuşmamız bu sebeple :)
Sizleri daha fazla laf kalabalığı yapmadan röportajımız ile baş başa bırakıyorum :**

1- Konuşan Kitaplar ile Blog Tur ekibi adına Hoş Geldin diyorum :) Biz çok keyifli bir tanıtım turu geçirdik umarım sende sevmişsindir. (: Şimdi sorularımıza başlayalım... Asude kimdir? öncelikle bize kendinden biraz bahseder misin?
Bir karakterimin dediği gibi ‘babamın kızı, annemin kız kurusuyum!” Ben de herkes gibi yaşayan, kaygıları, korkuları, hayalleri, hayata dair daima güzel beklentileri olan biriyim. Yazmakla kendini iyi hisseden ve geleceğe dair planlarını yazarlık temeline kuran belki de fazla hayalperest ancak olduğum insandan hoşnut biriyim. On yıl sonra kendimi, hayallerimin gerçekleştiği o yerde mutluluk havuzunda debelenirken görmek istiyorum. 
Read More




14 Mayıs 2013

Kitap Yorum: KOLAY || Tammara Weber


Merhabalar,
Bugün karşınızda "Tatlı Bela" ile ülkemizde başlayan "New Adult" akımının ilk kitaplarından "Easy" Türkçe adıyla "Kolay" kitabı var.  (Ön okuması için tık tık)

"Tatlı Bela" kitabından (Travis Maddox'tan sonra) sonra psikolojisini yeni yeni toparlayan Küçük Kız, bu kitap ile bir nebze daha kendine gelmiş bulunuyor (: Şimdi çok uzatmadan bol resimli, hatta sizler için videolu yoruma geçelim (:

Read More




9 Mayıs 2013

Konuşan Kitaplar ile Kitap Günleri || FIRSATÇI - Tarryn Fisher * ALINTILAR


TARRYN FİSHER - FIRSATÇI

ALINTILAR*

(Kitabın çekilişi için Tık Tık**)

“Senden basketi kaçırmanı istedim. Kaçırırsan seninle çıkacağımı söylemedim.”
“Gerçekten mi? Ben pek öyle hatırlamıyorum.” Gözlerini kıstı ve kafası karışmış gibi yaparak başını kaldırdı. Alaycı olmaya sadece benim hakkım vardı.
“Benimle çıkacaksın, Olivia, çünkü her ne kadar kabul etmek istemesen de, benim hakkımda yanıldın.”Ağzım açılıp kapandı. Zekâm! İnce zekâm neredeydi?
“Ben… Şey…”
“Hayır,” diye sözümü kesti. “Bahane yok. Seni yemeğe çıkaracağım.”
“Tamam.” Gözümü kapatıp uzunca bir nefes aldım.
“Sözüm söz.”
Cammie bunun için çok mutlu olacaktı. Hem de çok!
“Çarşamba, saat 20.00’de.”
Ayağa kalktı. Bir adım geri gittim. Boyu çok uzundu. Yürüyüp uzaklaşmaya başladı, sonra durdu.
“Olivia?”
“Ne var?” diye tersledim.
“Seni öpeceğim. Haberin olsun.” Kahkahası kütüphanede yankılandı.


“Bu bir randevu değil,” diye hatırlattım. “Ayrıca, beni diğer kızları götürdüğün yere götüreceğini söylemen gerçekten hiç akıllıca değil.”
“Doğru. Bir dahaki sefere sana yalan söylemem gerektiğini hatırlamalıyım,” dedi bana göz ucuyla bakarak.
“Bir dahaki sefer olacağını nereden biliyorsun?”
“Bir dahaki seferin olmayacağını nereden biliyorsun?”Ona bakmaya tenezzül bile etmedim; burnumu çekerek cevabımı verdim ve camdan dışarıya baktım.


Zengin İngilizler böyle yerlerde dondurma yemezlerdi. Yatlarda havyar yerler ve zengin, sarışın, vakıf fonu olan kızlarla çıkarlardı. Görünmeyen ciddi bir kusuru olmalıydı.
Aklımdan ihtimalleri geçirdim: huysuz, yapışkan, akıl hastası…
“Sanırım masayı merak ediyorsun?” dedi, karşıma oturarak. Başımı salladım.
“Liseden beri kızları buraya getiriyorum.” Ellerini yapış yapış olan masa üzerinde birleştirdi ve rahat bir şekilde arkasına yaslandı. “Neyse, şuradaki masayı görüyor musun?”
Gösterdiği masaya doğru dönüp baktım. Tepesinde eski bir trafik ışığı durmadan kırmızı, yeşil, kırmızı, yeşil yanıp sönüyordu.
“O masa bana kötü şans getiriyor ve oraya, ne yalnız ne de çıktığım kişiyle bir daha otururum.” Eğlenmiş bir şekilde ona döndüm. Batıl inanışları vardı. Kendimi iyi hissettim.
“Neden?”
“Çünkü ne zaman o masaya otursam bir felaket geliyor başıma. Mesela eski kız arkadaşım beni yeni kız arkadaşımla görüp üstümüze çikolata attı ya da okuldaki en seksi kızın karşısında yaban mersinine alerjim olduğunu öğrendim…” Kendine güldü ve ben de çetin kız davranışımı bozarak güldüm. Yaban mersini alerjisi sevimli bir durumdu.


“Benimle gelmeni istiyorum…”Çekmeceme doru yürüdüm ve bir kutu tahta kalemi buldum.
“Ne işin var bu partide?”
Suratına bir tane patlamam isteğimi dizginleyip sevimli bir sesle cevap verdim.
“Bilmem. Normal bir insanın ne işi varsa… Ne bileyim… Takılırım.”
“İçki ya da sigara içmezsin, dans etmezsin. Üzgünüm Olivia, kardeşlik cemiyetlerinin bir fıçı partisi olmadığı sürece – ki öylesi zaten çok ama çok sıkıcı olur, kimse seninle politika hakkında konuşmak istemez.” “Dans edebilirim,” dedim savunmaya geçerek. “Hem herkes içebilir – özel bir yeteneğe sahip olmak gerekmiyor.”
 “Evet, ama içtiğinde sapıtmamak için özel bir yeteneğe sahip olmak gerekiyor.” Afişin kenarlarına kalpler ve her birinin içine gülen yüzler çizmeye başlamıştı.
Bu kız boşuna oksijen tüketiyordu. Abartılı bir şekilde bir iç çektim.
“Projeni senin için yaparım – benimle gelirsen tabii.”
Cammie sırtının üstüne yuvarlandı ve kurbağalama yüzüyormuş gibi kollarını havada sallamaya başladı.
“Yüce Tanrıma şükürler olsun! Sihirli kelimeyi söyledin.”


“Biliyor musun Olivia, bu yaptığın şey – doğru olan şey.”
“Ne? Dürüst olmak mı?” 
Şarabımdan gergince bir yudum aldım. Benim dürüstlüğümden ya da bunun yokluğundan bahsetmek kadar rahatsız edici bir şey yoktu.
“Hayır.”
Şaşkın bir şekilde yüzüne baktım.
“Sevdiğinin peşinden gitmen.Tüm yaptıklarına rağmen ki sözümü sakınmayacağım çok rezil şeyler yapmışsın, ama yine de tüm bunları o insanoğlunu çok sevdiğin için ve elinde olmadığı için yapmışsın. Bunda bir dürüstlük var.”
“Hah! Benim içimde hiç dürüstlük yok, buna emin olabilirsin.”
“Yanılıyorsun.” Şüpheyle başımı yana eğdim. Aklı başında olan kimse bana dürüst demezdi, hele ki hikâyemi duyduktan sonra.
“Kötü eylemleriyle ilgili böyle dürüst olan ve kendi duygularını böylesine açıklıkla anlatan kimseyle karşılaşmadım. Sen kötü bir insan mısın, Olivia?”
“Evet,” dedim hiç zorlanmadan.
“Gördün mü? Sorun davranışında. Erdemli olmak için vakit ayırmak yerine hissettiğin her şeyi eyleme geçiriyorsun.”
“Erdem,” diye tekrarladım bu yabancı sözcüğün anlamı üzerinde yoğunlaşmaya çalışarak.


Otuz yaşımda gelinliğimle gelin odasında oturuyordum. Önceden olduğum kişi kötü biri olduğu için şimdi kim olduğumla ilgili bir fikrim yoktu ve tam olarak kim olduğum kesin değildi. Kendimi kaybetmiş ve aslında kendimi hiç bulamamıştım da. Bu kadar çok zaman harcadığıma üzülüyordum. Bazı şeylerin farkına varmak, sevdiğim şeyleri ve benliğimi bulmak için çok geç olmadığını biliyordum. Ama yine de bunu bilmek istediğimden emin değildim. Olabileceğim kişiyi özlemekten korkuyordum. Evet, onu hâlâ tüm kalbimle seviyordum.






Read More




18 Nisan 2013

BloG-TwinS | Sıradaki Türü Siz Seçin 2.Etap || Sisli Dağların Ötesinde | Yorum

Herkese Merhabalar!Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi ile Tuğçe'nin Kitaplığı tarafından hazırlanan BloG-TwinS "Sıradaki Türü Sen Seç!" çalışmasının bu haftaki konuğu "Time Travel-Zaman Yolculuğu"
İlgili tür için çekilişi yapılan ve sizler için yorumlanan "Sisli Dağların Ötesinde" kitabını atışması ile karşınızdayız. Biz hazırlarken çok eğlendik, umarız sizde okurken keyif alırsınız.


@Küçük Kız: Bugün ki BloG-TwinS konuğumuz aslında Karen Marie Moning’ in Epsilon Yayınlarından çıkan “Sisli Dağların Ötesinde” kitabı. Ama @Tuğçe yanlış bir kitabı(!) okuduğu için ben size Sisli Dağların Ötesinde’yi anlatırken, o size Sisli Dağların Ötesinde sanıp okuduğu kitabı anlatacak. (: Bakmayın siz ona, gerçekten (: Hala okuduğu kitabın Sisli Dağların Ötesinde olduğunu ve onun ile ilgili yorum yazdığını iddia ediyor. Yorumunu okuduğunuzda siz de çok iyi anlayacaksınız ki kesinlikle yanlış kitabı okumuş!!
Tarihi aşk romanı ve İskoçları seven dünyalı hemcinslerim! Bu kitabı alın okuyun! O kadar büyük bir keyif alacaksınız ki dönüp bana teşekkür edeceksiniz (: Ve aman ha Tuğçe’ yi dikkate almayın (: Şaşırmış o (:
Read More




Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML